26 Kasım 2010 Cuma

SEVMEK...

Güneş ve Rüzgar hangisinin daha güçlü olduğu konusunda tartışırlar.Ve rüzgar;
"sana benim daha güçlü olduğumu kanıtlayacağım"der.
"şuradaki yaşlı adamı görüyor musun hani şu üstünde palto olan.Bahse girerim o paltoyu üstünden senden çok daha çabuk söküp alabilirim" der rüzgar.
Bu denemeye razı olan güneş bir bulutun arkasına gizlenir ve rüzgar bir fırtına gücüyle esmeye başlar.Ancak rüzgar şiddetini ne kadar arttırırsa yaşlı adam da paltosuna o kadar sarınır.Sonunda rüzgar pes edip durulur ve güneş bulutun arkasından çıkıp yaşlı adama sıcacık gülümser.Bunu gören yaşlı adamın yüzünde bir hoşnutluk ifadesi belirir ve paltosunu çıkarır.
İddiayı kazanan güneş rüzgara;
"Dostluk ve sevgi dolu sıcacık bir gülümseme her zaman kötülük ve zorbalık dolu ruhtan daha güçlüdür"der.

ne güzel bir hikaye değil mi???o zaman niye hep ruhumuzu sevgisizlikle,kinle nefretle doldururuz ki.niye hep içimizde biryerler de nefret hissini taşırız,niye hep en ufacık birşeyde nefretimizi kötülüğümüzü çıkarırız içimizden.insanları sevmemek için elimizden geleni yaparız...

ya da niye hep kinle yoğrulmuş hisleri dostluğa ve sevgiye tercih ederiz.oysa var mıdır insanları sevmek gibisi,onlara sıcacık gülüşünüzü hissettirmek gibisi.en güzeli de insanları günahlarıyla,sevaplarıyla sevebilmesi,insanı insan olduğu için sevebilmesi hele ki o sevdiğin bir de dostunsa var mıdır dostunu sevmek gibisi...

o zaman çıkaralım sıcacık gülüşümüzü dışarı,gülen gözlerle bakalım ilk önce hayata sonra da insanlara... sizi ne kadar kırarlarsa kırsınlar siz onlara sevgiyle yaklaşın kininiz nefretinizle değil sevginizle utandırın onları...çünkü sevdikçe gülümsedikçe yücelir insan,kırdıkça döktükçe değil sadece öyle olduğunu sanır o kadar.

ben her zaman sevginin gücüne inanırım aynı hikayedeki gibi çünkü ancak sevgi dolu sıcacık bir gülüş çıkartır her insanın üstündeki paltoyu,haşin dolu bir rüzgar değil...

Hiç yorum yok: