4 Kasım 2010 Perşembe

MAVİ GÖZLÜ DEV NAZIM

                     NAZIM... MAVİ GÖZLÜ,YAKIŞIKLI,DUYGUSAL,AŞIK NAZIM...                               
İÇİMDEN BUGÜN SEN GEÇTİN SENİ KENDİ AĞZINDAN,KENDİ ŞİİRLERİNLE ANLATMAK,YAZMAK İSTEDİM BUGÜN...NAZIM MAVİ GÖZLÜ DEV NAZIM...

BİR GARİP NAZIM
1902'de doğdum
doğduğum şehre dönmedim bir daha
geriye dönmeyi sevmem
üç yaşında Halep'te paşa torunluğu ettim
on dokuzumda Moskova komünist üniversite öğrenciliği
kırk dokuzumda yine Moskova'da Tseka-Parti konukluğu
ve on dördümden beri şairlik ederim
kimi insanlar otların kimi insan balıkların çeşidini bilir
ben ayrılıkların
kimi insan ezbere sayar yıldızların adını
ben hasretlerin

hapislerde de yattım büyük otellerde de
açlık çektim açlık grevi de içinde ve tatmadığım yemek yok gibidir

otuzumda asılmamı istediler
kırk sekizimde Barış madalyasının bana verilmesini
verdiler de
otuz altımda yarım yılda geçtim dört metrekare betonu
elli dokuzumda on sekiz saatte uçtum Prag'dan Havana'ya

Lenin'i görmedim nöbetini tuttum tabutunun başında 924'te
961'de ziyaret ettim anıt kabri kitaplarıdır

partimden koparmağa yeltendiler beni
sökmedi
yıkılan putların altında da ezilmedim

951'de bir denizde genç bir arkadaşla yürüdüm üstüne ölümün
52'de çatlak bir yürekle dört ay sırtüstü bekledim ölümü

sevdiğim kadınları deli gibi kıskandım
şu kadarcık haset etmedim Şarlo'ya bile
aldattım kadınlarımı
konuşmadım arkasından dostlarımın

içtim ama akşamcı olmadım
hep alnımın teriyle çıkardım ekmek paramı ne mutlu bana

başkasının hesabına utandım yalan söyledim
yalan söyledim başkasını üzmemek için
ama durup dururken de yalan söyledim

bindim tirene uçağa otomobile
çoğunluk binemiyor
operaya gittim
çoğunluk gidemiyor adını bile duymamış operanın
çoğunluğun gittiği kimi yerlere de ben gitmedim 21'den beri
camiye kiliseye tapınağa havraya büyücüye
ama kahve falına baktırdığım oldu

yazılarım otuz kırk dilde basılır
Türkiye'mde Türkçemle yasak

kansere yakalanmadım daha
yakalanmam de şart değil
başbakan fakan olacağım da yok
meraklısı da değilim bu işin
bir de harbe girmedim
sığınaklara da inmedim gece yarıları
yollara da düşmedim pike yapan uçakların altında
ama sevdalandım altmışıma yakın
sözün kısası yoldaşlar
bugün Berlin'de kederden gebermekte olsam da
insanca yaşadım diyebilirim
ve daha ne kadar yaşarım
başımdan neler geçer daha
kim bilir

(11.9.'61 - Doğu Berlin)

 Seni düşünmek güzel şey
ümitli şey
dünyanın en güzel sesinden en güzel şarkıyı dinlemek gibi bir şey.
Fakat artık ümit yetmiyor bana,
ben artık şarkı dinlemek değil
şarkı söylemek istiyorum...
Size bugün bir arkadaşımın kendi bloğunda yazdığı mükemmel sözleri aktarıcam o kadar güzel sözler ki şu an benim ve belki de sizin de içide bulunduğunuz durumu kısa ve net bir şekilde anlatıyor...

BOŞLUĞUNDA YAŞAMAK

Eski bir gemi güvertesinden denize bakıyorduk ya işte öyle bir andayım.
Yine gemi güvertesinde, yine denize bakıyorum...
Yanımda sen yoksun ama yalnız da değilim sanki.
Birinin varlığını hissediyorum, biri var benliğimde... ama sadece var işte ötesi yok yani!
Ben onca varlık hissinin içinde ufacık da olsa bir boşluk yaşıyorum ve ne yaparsam yapayım dolmuyor işte ufacık dediğim o boşluk...
Ne kadar görmezlikten gelmeye çalışsam da bir yerlerde, ufacık bir sözde, bir bakışta o boşluğa düşüyorum.
Sonra biri beni çıkarıyor o boşluktan, tekrar yol alıyoruz ama bu sefer bir melodi, bir koku yine itiyor beni o boşluğa...dönüp dolaşıp aynı boşlukta takılıyorum işte.
İşte galiba ben tam da o boşlukta yaşıyorum hayatı, bu boşluk içinde var olma savaşı veriyorum hala...
Ve her şeye rağmen sana teşekkür ediyorum, bana boşluklarda yaşayarak mutlu olabilmeyi öğrettiğin için...
YAZAN:AYSU GÖKOVA (YAZINA SAĞLIK AYSU)

NE KADAR GÜZEL DEĞİL Mİ BENDE BOŞLUĞUNDA BÖYLE YAŞIYORUM İŞTE...